Sonra
| mart 6, 2008 | |tr| |
Bağırışları duydu yine. Elleri kulaklarında başını kaldırdı yastıktan. Terlemiş yüzü ile karşı duvarı süzmeye başladı. Şekiller ne kadar da garip görünüyordu artık. Şekiller ağlıyordu. Şekiller sızlıyordu. Onun da “Yeter!” diye haykırası vardı ama onların bağırışlarını bastıramayacaktı. Ne gereği vardı?
Sonra sesini sattı…
Kendi kendine bir melodi ıslatarak dalardı uykuya eskiden. Ve eskiden yorgun da olurdu. Şimdi yorgun hissetmiyor. Kalkmıyor ki yerinden ne zamandır. Uyuyamaz artık. Geceleri yaşamayı öğrenebilir. Hep hayalini kurup da başlayamadığı isteklerini teker teker yerlerine getirebilir. Önce gerisini getiremediği hikayelerini tamamlar. Rüyasında tamamlardı hep onları, ama sabah uçup giderdi tüm düşünceler. Evet, geceleri bitirecekti öykülerini. Ne zamandır ağlayamıyordu da. Gözyaşlarına boğabilir geceyi. Ama o hiçbirini yapmayacak. Boşverdi.
Sonra gözlerini sattı…
Yataktan kalktı bu sefer. El yordamıyla ulaştı mutfağa. Ne zamandır gitmemişti ama mutfak tam da düşündüğü yerdeydi. Eskiden hep öyle yapardı. Gecenin bilmem kaçında susardı, kalkar gider ve bir bardak kapardı dolaptan. Bardağın ne kadar dolduğunu kestirirdi o muhlak kafayla bir şekilde. Yine öyle yaptı. Taşmadığından da emin olmalıydı. Tezgahı elledi suyu hissetmek için. Eli ıslandı biraz. Sonra kurulamak istedi ama gereği yok.
Sonra hislerini sattı…
Nasıl aldığını bilmiyordu, emin de değildi tam olarak tuttuğundan ama elindeydi o keskin bıçak. Yatağına döndü yeniden; kapılara çarpa çarpa bu sefer. Duymuyordu ama biliyordu; ordaydı haykırışlar hala. Asılı kalmışlardı onun başucunda. Uzandı. Başını yastığa koyduğuna inandırdı kendini. Bıçağı kalbine götürdü ve sapladığına inandırdı kendini. Ve saplı kaldı o bıçak bir müddet. Çıkarayım diye uğraştıysa da vazgeçti hemen. Gereği olmadığına inandırdı kendini.
Sonra ruhunu sattı…
Hiçbir şeyin kalmadığından emin olmalıydı. Yok, o her şeyden emin olmalıydı aslında. Mükemmelsizliğin peşindeydi. Herşeyi ellemeliydi, herşeyi yoketmeliydi. Aslında onun istediği sadece hafiflemekti.. Dudakları hala onu sayıklıyordu. Her tarafta onu görüyordu boş gözleriyle. Rengi atmış duvarların acısı bastıran gülücüklerini duyuyordu onun. Elini havaya götürdüğünde sıcaklığını hissediyordu. İrkildi birden. İç boşalmış kalbi başladı atmaya yeniden. Anladı, en ağırını en sona bırakmıştı; aşka dokunmamıştı daha. Tamam da aşka ne gerek var ki artık!?
Sonra aşkını sattı…
Ama alan olmadı…
Aşk kaldı…
et. 2005-2006 |
|